Sevgili Lâğım Faresi

Bu sana ilk mektubum. Daha önce böyle bir mektup yazmayı hiç düşünmemiştim. Doğrusunu söylemek gerekirse, oturup seni de hiç düşünmemiştim. Geçen gece nerden estiyse esti, yâhu dedim, ayıp değil mi, asırlardır bizimle aynı dünyayı paylaşan bu canlıları niçin düşünmüyorsun? Ve içinizden bir tanesinin hayalini karşıma oturtup, başladım sohbet etmeye.

Tahmin bile edemezsin inan, ne tatlı ne unutulmaz bir muhabbetti. Ne güzel söyleştik, nelerden bahsettik. Daha önce nasıl olmuş da akıl edememişim bilmem. Nasip o zamanmış demek ki...

Mektubumun bu kısmında, o geceden arta kalan fikir kırıntılarını seninle paylaşmak istiyorum: 

''Lâğım farelerini severim. Çünkü onlar dedikodu yapmazlar ve dedikodu yapan birçok insanın pisliğine katlanmak zorunda kalırlar. Allah o pis kokuyu tatlı kılmışsa, inanıyorum ki o fareciklere duyduğu merhamettendir. Ne ilginçtir ki insanlar, kendi pisliklerinden dolayı kötü kokan bu küçük yaratıklardan iğrenip kaçarlar; fakat aynı pisliği lâğım kuyularına her gün düzenli olarak boşaltmaktan da geri kalmazlar.

Tepemden aşağı her gün pislik yağsaydı, dırdır etmeden, kaderime kahretmeden duramazdım her halde. Oysa şimdiye kadar takdîre isyân etmiş tek bir fareye rastlamadım. Elbette fark var: Fareler hayvandır; fakat şunu da anladım ki çoğu insanlar, bir lâğım faresi kadar bile temiz kalamadılar. Necâseti pisliklerinden ibâret sanıp onu paklamanın derdine düşerken, gönüllerine bulaşan necâset için dertlenmeyi unutup battıkça battılar. 

Lâğım faresininki, temizlenmesi kolay bir pisliktir. Üç kere yıkarsın, üç kere sıkarsın, olmadı kırklarsın. Ya özlere işlemiş kibir ve benlik necâsetini kaç su yıkayıp sıkmak gerekir? Bir farenin temizlenmesi mi kolaydır, bir insanın temizlenmesi mi? Maddi necâsetten daha kolay temizlenen ne var ki? Haram bir içeceğin izi bile en çok kırk günde vücuttan kaybolup gider. Ya haset, ya ucup, ya nankörlük, ya ahlâksızlık... Kaç kere yıkayıp sıkmak gerekir bir kalbi, bu pisliklerden temizlenmesi için? Bir farenin beş dakikada kavuştuğu temizliğe, bir insan bir ömürde ulaşabilir mi?

Çoğu insanın fareden kaçışında kibir kokusu bulunur. Ve kibir, lâğımdan daha ağır ve pis kokuludur. Belki de bu yüzden, bir damla idrar, yalnızca kabir azâbına dûçar olmaya sebepken, bir hardal tanesi kibir, cennetin kokusunu almaktan bile mahrum kalmak demektir. Pislik büyür ceza da büyür.

Sevgili Lâğım Faresi! 

Seni hürmetle selamlıyor, insanlara duâcı olmanı ricâ ediyorum. Hor gördüğüm günler için, senden helâllik diliyorum. İnsanoğlunun küçümseyen bakışlarına aldırma. Zira o bakışlar, kalbi necâsetten arınmamışların, nefs kokan nazarlarıdır. Umursama! Şimdiye kadar yaptığın gibi, şimdiden sonra da o tepeden bakışları kâle alma. Sen, her zaman yaptığın gibi yap ve eşsiz bir teslimiyet örneği olan mütevâzî yaşantına devam et. 

Mektubumu bitirmeden önce dost ve akrabâlarına selâm eder, onlara, her birinden ayrı ayrı af dilediğimi bildirmeni ricâ ederim. Üzerinize yağacak olan pisliğimizi hoş görün. Biz insanlar da böyleyiz işte, neylersin... Allah, sabrınıza sabır eklesin. Muhabbetle...

( Kervan isimli kitaptan )

Please reload

  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square