Kuzu Kuzu Bir Tövbe-i Nasuh İlâhisi*

Hakikat açısından seyredersen manzara rânâ!  
Gönlünün ayarına göredir duyacağın mânâ.

&

Vaktiyle bir adam vardı. Cömert, duyarlı, hayırlı bir Müslümandı. Düşkünlerin yardımına koşar, yetim başı okşardı. İbâdetlerini aksatmaz, Rabbine karşı vazifelerinde son derece hassas davranırdı. Ailesiyle de mutluydu. Hanımı hayranlıkla yüzüne bakar, çocukları saygıyla kapıda karşılardı. 

Dünya, imtihan dünyasıymış. Meğer hep böyle süt liman gitmezmiş. Bir gün, çok ağır bir imtihanla sınanıp ayakları kayınca, anladı. Büyük bir günaha girmiş, ayıp bir iş yapmış ve bu durum, herkes tarafından da duyulmuştu. Önceleri, civârından ayrılmayan ne kadar arkadaşı varsa, “Biz artık seninle arkadaşlık etmeyiz!” diyerek uzaklaştı. Akrabaları gelip gitmez oldu. Ailesi bu ağır yükü kaldıramayıp onu terk etti. Öyle oldu ki etrafında kimsecikler kalmadı. 

Kolay değil! Hem vicdan azâbıyla yanacaksın, hem sevdiklerinin ayrılığıyla… Üstelik yalnızlık, bu adam için çok yabancı bir şeydi. Her geçen gün daha kötü hissediyor, sanki beli bükülür gibi oluyordu. Acısı kendine yetmez gibi Şeytan da sürekli sağdan soldan sokuluyordu: “Sen kimsin ki hâlâ Allah’a el açıyorsun! Sen kimsin ki o koca günahı işlediğin halde bir de namaz kılıyorsun! Utanmalısın!”  

Zamanla duâ etmez, namaz kılmaz oldu. Hatta oruçlarını da terk etti. İçindeki sıkıntı bedenine de yansıdı ve darmadağınık birine dönüştü. Kendine, hayata, ümide küs biri oldu. Hadi insanlar neyse de hiç Allah’sız yaşanır mı? Hele de her derdini, her sevincini O’na arz etmeye alışmış inançlı bir kimse için, ne dehşetli bir yalnızlıktır bu! Fakat işte, yaşamak denirse, yaşadı. Aylar, yıllar böylece geçip gitti. Sessiz, ıssız, mutsuz… 

Yıllar sonra bir gün, belki de vaktiyle sevindirdiği bir gönül hürmetine, içinden bir sesin kendisiyle konuştuğunu duydu:  

-Ey hayırlı adam! Kalk! 

Adam, kendisini bile şaşırtan bir hızla yattığı yerden kalktı. Ses devam etti: 

-Sen, büyük bir günah işledin. İnsanlar seni terk etti, sen de Şeytan’a uyup vazifelerini terk ettin. Yüceler yücesi Allah seni doyurmaya, sana soluk aldırmaya, seni uyutmaya ve uyandırmaya devam etti; fakat sen, samimiyetle tevbe edilmiş her günâhı affetmeye kâdir bir Rabbin olduğunu unuttun? Şimdi beni iyi dinle:  

Sen çok iyi bir adamdın. Çirkin işler fıtratına ters, yaratılışın da pek temizdi; fakat bir kusurun vardı. Yaptığın hayırlar sebebiyle, içinde bir kendini beğenme duygusu büyütüyordun. Kibir, son derece ağır bir pisliktir. Yaşadığın ayak kaymasıyla, artık “Ben!” diyecek hâlin kalmadı. Yaptığın o hatâ, ömrün boyunca peşini bırakmayacak ve sana sürekli şunu hatırlatacak: Kibirlenme! Allah, seni sana bir an bıraksa, neler yapabileceğini gördün işte!  

Şimdi ey Allah’ın sevgili kulu! Vakti geldi. Artık doğrul! Önceden olduğu gibi yine hayırlar ve güzellikler biriktirmeye devam et. Şerde hayır gizleyen Rabbini çokça an ve terk etmeyecek biricik sevgilinin Allah olduğunu unutma. Yaşadığın ve yaşayacağın her şey mubârek olsun! 

Adam bu sözlerin ardından, yıllar sonra ilk defa kalkıp abdest aldı. Yıllar sonra ilk defa seccadesini serdi. Secdeye başını koyduğunda, senelerdir hasret çektiği sevgilisinin dizlerine baş koymuş yanık bir âşık gibiydi. Sarsıla sarsıla ağlarken, dilinden şunlar dökülüyordu:  

-Bak, kırıldı kolum kanadım, olmadı, tutunamadım. Zor! Yokluğun çok zor alışamadım. Vur! Vur bu akılsız başı duvarlara, taşlara vur sevâbına! Sonra affet, gel bas bağrına, süzüldüm, eridim, Sen’siz olmadım! İşte, kuzu kuzu geldim, dilediğince kapandım dizlerine. Bu kez gururumu, ateşe verdim, yaktım da geldim. İster at, ister öp beni; ama önce dinle ve bak gözlerime* inan, bu defa, anladım durumu. Tövbeler ettim……  

... 

*Kuzu Kuzu şarkısının, aslında bir Tebve-i Nasuh* ilâhisi olduğunu Tarkan'a duyur Yâ Rabbî! Öyle duysun ki tam ve kesin bir dönüşle Sana yönelip ömrünün kalan kısmını râzı ve hoşnut olduğun bir kul olarak geçirsin. Nicelerinin îmâna ermesine de sebep olsun. Âmin.

*"İster at ister öp" ifadesi, dilersen reddet, dilersen kabul buyur anlamında mecâzî bir ifâdedir. "Bak gözlerime" sözü, kudret elini, rahmetini üzerimden eksik etme demenin mecâzî yoludur. 

Please reload

  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square