Gül Güzeli Sam'a Mektup*

Bu mektûbu tebliğde temkin eyle Allah’ım!
Okuyana İslâm’ı mümkin eyle Allah’ım! 

&

İnsansınız. Allah’ın yaratması sebebiyle azizsiniz. Son nefesiniz bize sır. Kim bilir, belki de kalbiniz evrilip çevrilecek ve affa mazhar olup tertemiz öleceksiniz. Üstelik annesiniz. Bizim de annemiz yaşındasınız. Bu sebeplerle size, hakkında büyük bir yanılgıya düştüğünüz inancımız gereği, nezâketsizlik etmeyeceğiz. Lâkin aynı inancın gereği olarak, sizi en güzel şekilde îkâz edeceğiz: 

Geldiniz, gidiyorsunuz… Ve aslında öyle umuyoruz ki şu söyleyeceklerimizi teorik olarak biliyorsunuz: 

Bir durumu anlamayabilirsiniz. Algılamayabilirsiniz. Nasîbiniz dar olup birilerinin erdiği bir nimete ermemiş olabilirsiniz. Mantığınız, idrâkiniz yetersiz kalmış olabilir. Dünyânız başka, inançlarınız değişik, bakış açınız farklı olabilir. Çok başka bir âilede, bambaşka duygu ve düşüncelerle yetiştirilmiş, hayatınızın farklı dönemlerinde sizi İslam inancı hakkında su-i zanna düşürecek olaylar ya da kişilerle karşılaşmış da olabilirsiniz. Bunların hiç biri, sizi ve sizin gibi düşünenleri dünyanın biricik doğrusu yapmadığı gibi, hakkında konuştuğunuz kimseleri de câhil kılmaz. 

Sizin dışınızda bulunanları, hiçbir istatistiğe, ölçüme ya da araştırmaya dayandırmadan, sadece daracık bir nefsâniyyet penceresinden bakarak ve haykırarak sahtekâr ilân eder, kafa kesen birer cânîye benzetirseniz, bu da yalnızca saygınlığınıza zarar veren ve sizi bağlayan çürük bir yorum olur. Size, iç yüzünü bilmediğiniz işler hakkında hüküm vermemenizi tavsiye ederiz. 

İnanmadığınız değerlere hakâret etmeniz ve kurban kesenleri insan kesenlerle aynı kefeye koymaya kalkışmanız, "Duygulu Sanatçı" kimliğinizle çelişen, tuhaf bir görüntüye sebep olmuştur. Sözlerinizdeki mantığa göre, et yeme ihtiyacında olan sayısız çocuk ve yetişkin için de “Yamyam” adını kullanmak gerekir ki bu koca bir saçmalık olur. Aslında, son derece hassas bir konuda, böylesine rahat konuşabilmenizi, söylediğiniz şarkılara gönül vermiş olanların ölçüsüz sevgileri sebebiyle şişmiş bir "Özgüven Problemi" olarak algılıyoruz. Bu ağrılı rahatsızlığınıza Allah'tan şifâ diliyoruz.  

Elbette kişilerin fikrini ifâde etme ve hatta saçmalama hürriyeti vardır. Mü’minlerin ise böyle bir özgürlükleri bulunmayıp her sözlerini düşünerek, tartarak söyleme mesuliyetleri vardır. Onlar, bir cümleyle galeyana gelecek kadar ham ve ahmak olmaktan uzak; fakat değerlerine saldırı ihtivâ eden sözlere tepki verecek kadar da duyarlı ve hisli insanlardır. Kâfirun Sûresi’nin tavsiye ettiği ölçüyü benimseyerek yaşamaya gayret ederler. Bir kurbanı Allah rızâsı için keserken de üç insânî mevzûya adapte olurlar: Fedâkârlık, ölüm tefekkürü ve fakirlere ikrâm etmek.

Farkındaysanız siz, “Mecaz Aşklarla Örülmüş Güzel Şarkılarınızı” çoğu zaman sevgiyle giyip ısınmış insanlara, “Ön Yargılarla Örülmüş Sözlerinizi” buz gibi bir tavır içinde giydirmeye kalkmakla, yaşınıza yakışmayan ciddi bir hatâ işlediniz. Yanılmak insancadır ve her birimiz zaman zaman yanlış sözler etmiş, yanlış tavırlar içine girmişizdir; lâkin inat ve gurur yapıp hatâda ısrar etmek, özür dilemesi gerekirken diklenmek başka bir şey, dikkat ediniz. 

Mü’minler, mecaz aşkını bile bir edep içinde yaşarken, Allah ile olan irtibâtını hangi hassâsiyetle sürdürür, bilir misiniz?  

Şimdi, işte bu hassâsiyetin bir gereği olarak, sizin için duâ edeceğiz: 

Keşke bilseniz... Keşke yanlışınızdan dönebilseniz ve gerçek bir “Gül Güzeli” olabilseniz. Keşke fitnelere değil, inanmış gönüllere kulak verip dinledikten sonra “İllâ Sevdim” diyebilseniz. Keşke, o apaydınlık mü’minleri karanlık düşüncelere ortak etmese ve haksız yere ahkâm kesmekten kurtulup “Kıyamam Sana” diye ses verseniz. Aşkında samîmî olanların, îmânlarını da aşkla yaşadıklarını hesâba katabilseniz keşke. Ve keşke inanç yüklü bir “Rüzgâr” girse de gönül pencerenizden, sizi, dilinize vurmuş dertlerinizden kurtarsa. Ömrünüz ve ömrümüz olsa da mü’mince esmek ve sevmek nasıldır, bildiğimiz kadarıyla anlatabilsek keşke size… 

Kızıl saçlarınıza cehennem ateşi hiç değmese… Ve keşke o mübârek ağzınızı, haksız infazlar yapan bir bıçak gibi kullanıp da kınadıklarınıza benzemeseniz. Yanılıp yandığınızdan kârımız olmaz; fakat iki cihan kârına kavuşursanız, sizin için seviniriz. 

Şimdi, samimiyetimize inanırsanız, duâmıza “Âmin” deyiniz. İnanmazsanız ne kızarız ne de zorla inandırabiliriz. O vakit sâdece sizi ibretle seyretmeye ve hâlinize acımaya devam ederiz.  

Mektubumuza son vermeden evvel, şunu da belirtmek isteriz: Kimsenin aşkına küfretmeyiz. Aşkımıza küfredenin âşıklığına da îtibâr etmeyiz. Vesselâm. 

07.10.2014 - İSTANBUL

*Bu mektup, yazarla aynı inancı paylaşan tüm mü'minler adına, Leman Sam ile aynı zihniyetteki tüm insanlar için, tebliğ maksadıyla yazılmıştır. Allah önce yazanın, sonra da okuyacak olan herkesin gönlünde, onaran ve gül gibi ferahlatan bir tesir nasip eylesin. Âmin.  
 

Please reload

  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square