Tâkip Notları

Bir Mânâ Sultânı’na talebe ol, bende ol!
O vakit hem kısalır, kolaylaşır hem de yol! 

&

Yol bilmeyen biri için, önünde bir bilenin olması, çok rahatlatıcıdır. Çünkü iyi bir rehberin ardında tâkip yaparken, kaybolacağı korkusundan emin olarak ilerler insan. 

Aslında bir tek insan değil, herşey, kendince tâkiptedir. Ay dünyayı, sükût vâveylâyı tâkip eder. Gece günü, dün bugünü, bugün yarını kovalar. Hem Sonbahar Kış’ı, gerçekler düşü, keder cümbüşü izlemez mi hep? Bazen küçük büyüğü, bazen büyük küçüğü tâkiptedir. Bazen de zayıf güçlüyü, polis suçluyu tâkip eder. Çocuk babasının, hâkim dâvâsının, doktor hastasının, fakir ekmek parasının peşindedir.  

Şimdi her biri bir yana, bu yazıda biz, bir talebenin hocasını tâkibinden bahsedeceğiz. Şüphe yok ki onlar arasındaki bağ mukaddestir. Çünkü aralarındaki, Allah için duyulan muhabbettir. Hele bir de, hocada bir kuvvetli verici, talebede bir has alıcı olduğunda, her dâim bir arada olmasalar da, hemen her yerde, derse devam ederler. Hani Sevr, pek özel bir ilk ders mekânıdır da, sonra her yer dershane, her söz ve sükût ders olmuştur ya, onun gibi… Bu dersi alanlar, her adımda önündekini, yani gönlündekini tâkibe dururlar. Seven sevdiğini tâkip eder. Bu çok insânîdir. İşte bu sebepten, her Mecnûn, kendi Leylâ’sını tâkiptedir.  

Rastgele birinin değil de, irşâd edici bir “Mânâ Sultânı”nın ardındaysanız, niyetiniz hâlis ve istîdâdınız yüksekse, cömertçe ikrâmlanırsınız. Mâdem durum budur, birkaç tâkip notunu, tavsiye niteliğinde talebelere sunmak, boynumuzun borcudur:  

“-Git! Zîrâ ilmiyle âmil bir ârifin peşinden gidişinin, Hakk’a gidişin olması umulur. Çünkü o, seni cennete götürecek olan yoldadır. Âlim, sevgiyle ardına düşmüş olan için rahmet; art niyetle tâkip eden için kıyâmettir. Git! Bir bebek sâfiyeti ve bir âşık tâati ile hocanın ardında ol!  

-Git! Öyle git ki, kederin tâkibine mânî olmasın! O keder seni ağlatıp gözlerini doldurduğunda, görüş mesâfen azalır da maazallah, kazâ yaparsın. Sen ki onu emin bir rehber bildin, gittiği yerden git, durduğu yerde dur. Yavaşladığında hızını kes. Hızlandığında, sen de hızlan! 

-Sakın, “kirliyim, ardında gitmeye lâyık değilim”, deme. Zaten sen, üzerine birikmiş toz ve kir sebebiyle bu tâkîbe muhtaçsın. Bir de o hâlinle yerinde saydığını ve her dakika kirine kir eklendiğini bir düşünsene. Hayır! Tozunla, pasağınla da olsa, temiz bir kalbe kavuşmak azmiyle, hocanın ardında yol almalısın. Bazen araya engeller girebilir. Olsun. Sen ilk fırsatta, aradaki o engelleri aşarak, yine arkasına geç. Kararlılıkla ve azimle tâkibe devam et!  

-Git! “Sermâyem tükenecek” diye düşünme. Yâr peşinde gidene, her işini Yâr’e havâle etmek yaraşır. Allah, âşığı yolda komaz! O halde sen de aşkla git! Hocanın ardında geçirdiğin zamanı “kayıp” olarak görme. Bilakis, eğer bilirsen bu anlar, kazançlı birer ibâdet sayılır. Çünkü zikrini ve fikrini kemâle yaklaştırır.  

-Hak bildiğin yolda giderken, yalnız kalma. Gayret et de yaptığın tâkipten başkaları da nasiplensin; lâkin aramış olmana rağmen, yine de arkadaşlar bulamazsan, tek başına da olsa git! Çünkü hayır yollarında, bir başkasını bekleyeceğim diye oyalanmaya alışırsan, birçok hayırdan mahrum kalırsın. Îcâbında yalnız devam edebilecek kuvvete erişmelisin. Zaten, mezara da tek başına girecek değil misin?  

-Güvenle git! Yoldaki bir çukura düşmek ihtimâli seni korkutmasın. Kur’ân’a ve sünnete ömür adamış bir irşâd edicinin ardında olmak, yanlış bir sapağa girmekten ve çıkılmayacak bir batağa saplanmaktan, biiznillah korunmak demektir.  

-Virajlar keskin, zemin kaygan olduğunda, sadece ne yaptığına, ne şekilde gittiğine, nasıl yol aldığına bak ve ona tutun. Eğer “yolda kalırım” endişesiyle tâkibi bırakırsan, can derdine düşüp de peşinden ayrılırsan, işte esas o zaman, canın derde düşmüş demektir.  

-Dengeyle git! Ne birilerinin hakkını gözeteceğim diye tâkibinden ol, ne de tâkip edeceğim derken, birilerinin hakkına gir.  

-O seni bazen, aynı yere başka başka yollardan götürür. Çünkü sana, bir merkeze kaç farklı şekilde gidebileceğini öğretmek ister. O vakit, yollardan biri tıkandığında, diğerinden gidersin.  

-Çok şükret. Zîra tâkip etmek bir nimettir ve sana nasip olmuştur. Bu nimetin bir külfeti vardır: Yürüdükçe imtihanın büyüyüp, sıkıntıların çoğalabilir. Korkma! Çünkü sen onun ardındayken, onun duâsı da senin ardındadır.  

-Edeple git! Onun olduğu yerde, onun önüne geçme. Merâkın ve telâşın sebebiyle haddini aşma. Önünde olmadığı zamanlarda da o mürşîdi hep önünde var say. Tâkibin zâhirde sürmese de, bâtında devam etsin. Bir de unutma: “Dur” dediği yerde durmayı bilmelisin.  

-Seni geçirdiği yolları, yollardaki çukurları, sapakları, iyice belle de, rehbersiz gidebilecek ve bilmeyenlere rehberlik edecek hâle gel.  

-Bir talebenin, Allah için yola çıkmışsa, nice arzûsundan geçmesi gerekir. Kuru bir tâkiple ancak, zâhirde yol alırsın. Halbuki hocan senin önünde, Hakk’a vâsıl olman için gidiyor.  

-Bir Mânâ Sultânı’nın ardında gittiğin vakit, Allah’ın izniyle, bitmez sandığın uzun yolları kısalmış, aşılmaz sandığın büyük zorlukları da kolaylaşmış bulursun. 

-Ey kalbi temiz yolcu! Şimdi zâhirî tâkîbini taçlandır. Gönül tâkibine başla! Üstâdını hâlinle tâkip et. İsmin, cismin ve kalbin onun ardında dursun. Ardına geçmişliğin, inşaallah, gönlüne girmişliğindir. Mubârek olsun!”  

Please reload

  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square