Kıskan Yâ Hû!

Bakma kıskançsın, diye kınayıp horlayana.
Kıskançlık îmandandır ve lâkin anlayana. 

&

Sevdiğini zararlardan, tâcizden ve taarruzdan korumayı istemekten daha tabii, ne vardır? Sevdiğini kem gözden, hırsızdan ve arsızdan uzak tutmayı istemek, ne kadar da saygı değer bir tavırdır. İnsanın fıtratına katılmış bulunan bir duyguyu, kim kazıyıp atabilir? Öncelikle kabûl etmek gerekir ki kıskançlık, son derece insânî ve islâmîdir. 

Şerden, günâhtan, haramdan, yani dipsiz uçurumlara yuvarlanmaktan koruyan gayret, nimettir. 

Kıskan! Çünkü kıymet veren, kıskanır.  

&

Dışarıdakilerin kötü bakışlarından korumak için, kız kardeşini, giydiği kısa etekten ötürü azarlayan bir ağabey, yaratılışının gereğini yapmaktadır. Ya ona müdahale ederek “Karışma kardeşine! Hevesini alsın!” diyen anne ne yapmaktadır? Söyleyelim: Bu anne, kızını utanma, oğlunu da kıskanma duygusundan uzaklaştırmaktadır. Bu kadarla kalmaz. Kızına; ağabeyine isyan edebileceği mesajını verirken, oğluna da “sen ne biçim ağabeysin, kız kardeşine fesat baktın” suçlamasını gönderir. Zamanla kız kardeş açık saçık gezmekte, ağabey de duygularını ve tepkilerini bastırmakta karar kılar. Böylece, o ağabey yarın kızını da kıskanmayan bir babaya, hanımını da kıskanmayan bir kocaya dönüşür. Oysa îmanlı bir anne, oğlu kız kardeşini sakındığı için sevinir, onu bu hususta destekler ve Allah’ın ölçüleri dâhilinde yaşamaya sevk eden her türlü îkâzı, hürmetle tastik eder. 

Hakk’ın sınırlarını aşmaktan ve böylece iki cihanda utanca düşmekten koruyan gayret, nimettir. 

Kıskan! Çünkü şefkat duyan, kıskanır.  

&

Kıskanmak, aşkın nûrundandır. Bir insana kim, âşığından daha fazla kıymet verebilir ki? Mâşûkun kârını kim, âşığından daha fazla gözetebilir ki? Aşk, şiddetle sevmektir. Bu sebeple, seven kıskanır, âşık olan şiddetle kıskanır. Âşığa paylaşmak, uzaklaşmak, ayrılmak ezâ gelir. En büyük sevinci sevdiğiyle sohbet, en derin korkusu sevgiliden firkat olan bir âşık, nasıl olur da onu kıskanmaz ki? Zaten, mâşûka da kıskanılmak hoş gelir. Zîrâ o da âşığından başkasının bakışından bîzâr olur. Karşılıklı bir aşkta bu, böyledir. Halk içinde mâşûkunun zikri, fikri ve hasretiyle dolanan bir âşık, sevdiği de onun fikriyle dolansın, gayrıya gözünün ucuyla bile bakmasın ister. Gerçi, her baktığı yerde sevdiğini görmekte olan bir âşık, kime baksa bir! Yine de bu bâtındaki sırdır ve elbette zâhir önemlidir. O halde, ister mecaz ister hakîkat olsun fark etmez, kurallar ötesi aşkın tek kuralına, “biricik sevgiliyi herkesten üstün ve aziz bilmek” düsturuna uymak gerekir. 

Sevgiliyi, hakkını teslim etmek sûretiyle yıkıcı kıskançlıkların zararından koruyan ve her an kollayan gayret, nimettir.  

Kıskan! Çünkü aşkla yanan, kıskanır. 

&

Seviyorum, iddiâsı ile sevdiğini bunaltmak kıskanmak değil, hastalıktır. Koruyorum, vehmi ile sevdiğini hapsetmek dengesizliktir. Sakınıyorum, diyerek haklarını gasp edip, helâli haram kılmak, haddi aşmaktır. Karşılık bulamadığı için bedduâ yağdıranın hissettiği, sevgi değildir. Sevmeyenin kıskanması cehennem odu gibidir. Yakıcı, yıkıcı ve bencilcedir. Böylesinin kıskançlığı, hırstandır. Çok istediği bir şeyi elde edemeyen huysuz çocuklar gibi bağırıp çağırır, benim dediğim olacak, diye tutturur. Hırs aklı, izânı ve insâfı alıp, geriye kaba bir haset kalınca da, o insandan her şey beklenir. Halbuki “ya benimsin ya toprağın!” buhrânıyla değil, “sevdiğime iki cihan sevinci ver!” duâsıyla yaşamak gerekir. 

“Gel birlikte Hakk’a esir olalım” diyen ve samîmî bir îmanla zarardan koruyan gayret, nimettir. 

Kıskan! Çünkü îmânı olan, kıskanır.  

&

Eğer ölçüyü tutturmak konusunda tereddütler içinde kalıyor ve zorluklar yaşıyorsan, daha kısa ve öz dile getirelim: Kıskanman; ehline Allah’ın emirlerine uymalarını ve yasaklarından da kaçınmalarını emretmen, sonra da kararlı ve sağlam bir duruşla, gereğinin yapılmasını sağlamandır. İşte böyle, Allah’ın gayyûr sıfatından bir cüz olduğunda, kıskanmak, şerefli bir eylemdir(1). İşte böyle, Rasûlullah aleyhisselâmın sünnetindeki gibi olduğunda, kıskanmak ecirli bir ibâdettir(2). Bunun dışındaki her türlü kıskançlık, nefsin ve şeytanın tasarladığı, tehlikeli bir oyundan ibârettir. O halde senden kıskançlığı alacak ve seni duyarsız, hissiz hâle getirecek her türlü zarardan korunmaya çalış. Bunların başında haram lokma gelir. Karakter lokmaya göre şekillenir. Sıfatlar karaktere göre belirlenir. “Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli / Değmesin mâbedimin göğsüne nâmahrem eli” diye yakaran bir hassâsiyete, ancak helâl lokma ile kavuşulur. 

Mâbedini mahremi sayan ve onu kızını sakınırcasına îmanla sakınan bir gayret, nimettir.  

Kıskan! Çünkü sağlıklı olan, kıskanır. 

&

Kıymet verdiği değerlere saygısızlık edilmesini yasaklar, kıskanan. Fazîlete hayran olur, fazîletlinin yerinde olmaya gıbta eder, kıskanan. Kim ki Allah birdir, Hazreti Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem, O’nun kulu ve elçisidir, demiş ve kalbiyle de buna inanmıştır, işte onun kıskanması ancak, böyledir. Bir Müslüman nasıl Ebû Cehil gibi kıskanabilir?! Bir Müslüman, elinden ve dilinden herkesin emin olduğu kişi iken, nasıl olur da şerrinden sakınılası bir hasetçiye dönüşür? Nefsine mağlub ve şeytanın kuklası olursa… Üzerine düşen ameli ihlâsla yerine getirmeyip, kulluk vasfından uzaklaşırsa…(3) O halde insan, önce kendi nefsini kıskanacak. 

Hazin bir âkıbetten koruyan ve herkesten önce kendi elini, dilini, ayağını günahtan sakınan bir gayret, nimettir. 

Kıskan! Çünkü canını seven, kıskanır.  

&

Eğer inanmış bir âkil isen, her husûsu olduğu gibi, kıskançlığı da Allah ve Rasûlü’nün tanımlarıyla öğren. O vakit, birilerinin çok rahatsız olduğu kıskançlığın, aslında ne büyük bir haslet olduğunu daha iyi görürsün. Başkaları, onun var da benim niye yok, diyerek nimeti kıskanadursun, sen kalbini tamahtan kıskan. Başkaları, onun şurası şöyle de benimki niye böyle, deyip şekli kıskanadursun, sen nefsini isyandan kıskan. Birileri, seni başkasına yâr etmem, diye haykırarak kıskanadursun, sen, gönlünü fânîye takılmaktan kıskan. Koca bir dünya seller gibi cehenneme doğru akmaktayken, sen kendini ve ehlini ateşten kıskan. 

Hakkı bâtıldan ayıran ve nefsin hırsını değil, rûhun huzûrunu besleyen bir gayret, nimettir. 

Kıskan! Çünkü Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanan, kıskanır.  

Neslihan Nur TÜRK
…………

(1)
-Allah Teâlâ kıskanır. Allah’ın kıskanması, kulun haram kıldığı işi işlemesindendir (Buhârî, Nikâh 107) 
-Allah’tan daha kıskanç bir kimse yoktur. Bundan dolayı kötülüklerin açığını da kapalısını da haram kılmıştır ( Müslim, Tevbe 33).

(2)
Sa’d İbni Ubâde (r.a.) bir gün Rasûlullah’ın huzûrunda:
-Eğer karımın yanında yabancı bir erkek görecek olsam, onu kılıcımın keskin tarafıyla doğrarım, deyince, Hazreti Peygamber çevresindekilere: 
-Sa’d’ın bu gayret ve hamiyetine şaşmayın. Çünkü ben Sa’d’dan daha kıskancım. Allah Teâlâ da benden daha kıskançtır buyurdular (Buhârî, Nikâh 36). 

(3)
…Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır..." (Nisa Suresi, 128)

Please reload

  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square