Ben Size Emânetim!

İhmâl etmeyin ey insanlar, ben size emânetim!
Her ne halde olsanız, “Allah!” demektir âdetim! 

&

Vazifem sona erecek. Bir gün duracağım. İşte bu sebeple, vakit çok geç olmadan, beni fark edin istiyorum. Elinizi göğsünüze her koyduğunuzda, hiç susmayan sesim ve fâsılasız çalışmamla, orada olduğumu hatırlatırken size, siz de benim hayrıma çalışın istiyorum. Çünkü beni ve ihtiyaçlarımı unutursanız, bütün hayatınız altüst olur. Sadece dünyanız değil, ukbânız da mahvolur. Küçümsemeyin, bir et parçası olmaktan çok daha öteyim. Adım Kalp!

Cüssem aman aman değil; fakat öyle bir hayâtiyet arz ediyor ki varlığım, ancak, teklediğim zamanları yaşayanlara mâlum. Bazen, bir dişin kendini, acı bir sancıyla hatırlatması gibi, ben de, varlığımla ilgili mesuliyetlerini aksatanlara, sıkışıp bunalarak “imdat!” derim. Bu sıkışma bazen maddi, bazen manevi olur. 

Dedim ya, sadece bir et parçası değilim. Bu sebeple derdimin ilacı her zaman tıp doktorunun elinde olmaz. Hastalıklarım da her zaman zahiri sebeplere bağlı değil… 

Yalnızca bir organ sanıp, kâle almadıkları için, birçoklarının mutsuzluğu artar. Evet, hem ilgiye, hem sevgiye ihtiyacım var. Bir tek sağlıklı gıdalar tüketerek koruyamazsınız beni. Yaratılışıma, huyuma uygun davranış beklerim.  

Öncelikle bilin ki, günahlar beni rahatsız eder. Rengim, hâlim, size göredir. Hem çok da değişkenim. Ne kadar çok günaha girerseniz, o kadar kararırım. Allah’tan ne kadar uzaklaşırsanız, o kadar katılaşırım. Bu sebeple, eğer benden mülâyimlik ve güzellik umuyorsanız, sizi yaratandan gâfil kalmayın. Her gün yeni bir iyilik yaparak ve bir kötülükten uzaklaşarak, O’na yaklaşın. 

Çok akıcıyım. Kötüyü dost edinirseniz, ona doğru akarım. Salihlerle birlikte olursanız, o vakit de akışım ihlâsa olur. Karalığımla katılığımı ancak tevbe giderir. İlacım da, sevincim de tevbedir. Ne vakit ki kötülüklerden sıyrılıp hayra durursunuz, işte o vakit gülümserim. Aksi taktirde yüzüm asılır, ferim kesilir.  

Gözler uyur; lakin ben uyumam. Hiç tembel değilimdir. Diliniz hakikati konuşur ve doğruluk üzere olursa, ben de doğrulurum. Zaten, ben doğruldukça, imânınız kavîleşir. Sözlerimi dikkate almayana gücenirim. Aslım tertemiz olduğundan, hiç yalan söyleyemem. Çok hasta bile olsam, bütün gücümle hakkı haykırırım; ama bazen, dışınızdaki seslerin ve nefsinizin gürültüsünden, beni duyamazsınız. 

Biliyorum, insanoğlunun, bir günü bir gününe uymaz. Neyse ki sahibim Allah’tır! Yine de, ne kadar çok işi olursa olsun, emanet edildiğim insan beni duysun isterim.  

Lokmanızın zâhiri temizliği biyolojik sıhhatimi; helâl olması ise özümü etkiler. Helâl yediğiniz sürece saflaşır ve size, en doğru yolu gösterirken, daha güçlü olurum. 

Siz siz olun, beni şerre düşürmekten Allah’a sığının. Zira ben, Allah’ın nazar ettiği yerim. Bu sebeple çok özelim. Madem durum bu, beni hak ile doldurun, bâtılla değil. Hayırla besleyin, şerlerle değil! Hakiki rızâ ile süsleyin, zayıf imanla değil. 
En tahammül edemediğim şey, kibirdir. Çünkü kibrin zerresi bulaşmış olsa, cennetten mahrum kalırım. Beni kirlenmekten koruyun ki, ben de sizin cennetinize yol olayım. Kötülüklere buğz etmeyi severim. Hem o kötülükler iyiliğe dönüşsün diye dua etmeyi de… Kâbımı, öfkeyle daraltmak yerine, af ile genişletin. Zira her an andığım, hem Rahman’dır, hem de Rahim. 

İşlediğiniz her türlü haramdan bizârım! Bu durumunuz beni huysuz yapar, hırçınlaşırım. Sonra dersiniz ki, “offf kalbim daralıyor!” O halde beni hâlis amelle ferahlatın. Çünkü helalden ve hayırdan ötürü de bir o kadar sürur duyarım. Siz hayırlar içinde bulundukça, sanki ucu bucağı olmayan bir deryayı andırırım. Ben, cennet bahçelerinin de, cehennem manzaralarının da seyredildiği bir kabir gibiyim. Amelinize ve niyetinize göre genişler, daralırım.  

Zaten, ben iyi oldukça, diğer âzâlar da iyi olur. Eliniz, diliniz, gözünüz, kulağınız… Ben ne kadar sıhhatliysem, onlar da o kadar yaratana yakın durur. Bir nevî merkezim. Bir nevî idare yeriyim. Sanki ben testiyim de, diğerleri ona göre şekil alan su… 

Yüzünüze değil de hani, bana nazar eder ya Allah! Bu sebeple tertemiz ve aydınlık olmam şart! Hiç, böylesi özel bir bakışa, pasaklı bir manzara sunmak olur mu? Üstelik, takvânın evi de benim. Alla Azze ve Celle,” hiç bir yere sığmam, mümin kulumun kalbine sığarım” buyurmuşken, başka devlet mi isterim?!  

Benim onay vermem çok önemlidir. Tasdikim o kadar lazımdır ki, eğer dil evet dese, ben hayır desem, o söz yalan olur. Sözün doğruluğu da, tesiri de, bendeki inanç ve kabul iledir. Her bir hayır, bendeki niyetle anlam kazanır. Namazınız, orucunuz, sadakanız, aklınıza gelebilecek her çeşit hayrınız, benimle mânâlı ve kıymetlidir. Peki, en isâbetli tasdiki yapabilmem için , bana ne lazım? 

Elbette, “Allah” zikriyle nûrumu artıracak, içli seherler lazım! Zira ancak o vakit, kemal vasfıyla donanıp, uyanık ve gözü açık olurum.  

Bazı emanetçilerim beni pek hor kullandığından, Hakk’ın bana lûtfettiği kabiliyetlerim dumûra uğrar da hastalanırım. Böylelerinin dilindeki zikrin sesini, pek cılız bir tonda, az buçuk duysam bile, heyecanını hissedemem. Kimisi de temiz ve berrak tutar beni. İşte onların Allah deyişi, aşk ve şevk olup bütün varlığıma ulaşır da, titrerim. Ben titreyince göz yaşarır. Göz yaşarınca rahmet cûşa gelir!  

Kuytularımda sırlarınız saklanır. Aklınızdan geçen her şey, gelip bana sığınır. Ne düşünseniz bilir, neye niyetlenseniz haberini alırım. Bana yüklediğiniz sayısız niyetlerin kimini fiile dökersiniz, kimisi öylece kalır. Her türlü niyetin hesabı, Allah’a aittir. Bu sebeple, hayalinizde, düşüncenizde bile şer barındırmamaya çalışın. Âlâ olmaz mı, onların da tamamını hayra adasanız?! Hem ben gibi aziz bir kabı, neden pis kokulu, kirli sularla doldurasınız? Ben buna mı lâyığım?  

Bazen, tebessümleriniz ya da gözyaşlarınız pek de samimi olmadığında, bunu ben bilirim de, muhâtabınız bilmez. Tavsiyem o ki, açılıp içindekiler ortalığa döküldüğü vakit utanmayacağınız niyetler kuşanın. Sadaka vermenizi çok severim. Mutluluğumun yolu, kardeşlerimin mutluluğudur. Bir başka kalbi sevindirdiğiniz vakit, beni sevindirmiş olursunuz. Huzur ve güven içinde cennete giren biri olmanızı çok istiyorum. O halde Kur’ân’a ve sünnete kayıtsız kalmayın.  

Kardeşlerinizle aranızdaki muameleyi güzelleştirir, dostluklarınızı pekiştirir ve rızây-ı ilâhî çerçevesinde güzel amellerinizi artırırsanız, elbet diğer kalplerle aramızdaki ayrılık da azalır. Saflarınızı sıkı tutar, şeytana fırsat vermezseniz, size duyduğum hayranlık artar. Siz benim hukukumu gözettiğiniz sürece, ben de sizden râzı olurum. Ben râzı oldukça, siz kâmil olursunuz.  

Benim adım Kalp! Yılmadan, durmadan, uyumadan çalışırım. Tatmin olmamın biricik yolu Allah’ı anmaktır. O halde beni mutlu etmek için, boş yorgunluklar çekmeyin. Nerede, ne işle meşgul ve ne durumda olursanız olun, Allah deyin! Allah derken hem yağın, hem lâzımsa gürleyin! İhmâl etmeyin ey insanlar, ben size emânetim! Her ne halde olsanız, “Allah!” demektir âdetim! 

Please reload

  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square