Limonata

Canım sıkılıyor! Canım sıkılıyor! Canım sıkılıyor! Az buz değil, çok canım sıkılıyor! Sıkılınca suratım değişiyor. Kaşlarımın, dudaklarımın, gözümün şekli bir acayipleşiyor. Nereden mi biliyorum!? Tabii ki aynadan! Annem, “Ne kadar da şirin oldun!” deyince merak edip baktım. Bu annem de bir garip! Bu suratın nesi şirin? Neymiş! Annem benim her hâlimi severmiş! Canımı sıktığım meseleler mesele değilmiş! Mış mış mış! Miş miş miş… ! Sen gel bir de bana sor! 

 

Kahvaltıda reçel vardı! Hemen yanında tereyağı! Sağ tarafında peynir! Sol tarafında zeytin! Kuzey batısında salatalık dilimleri! Güney doğusunda maydanoz yaprakları! Sofranın batısında ekmek dilimleri dizilmişti! Çatallar karşı cephede yerini almış, bekliyorlardı! Ne mi yaptım?! Tabii ki bir kumandan olarak sofradaki bu unsurların kumandasını elime aldım! Bir komutana en önde savaşmak yaraşır! Öyleyse hadii! Alah Allah Allahh!!! Ve ilk hamlee! O da ne! Zeytin, kenara kaçtı! Bir hamle daha! Zeytin yine kurtulmayı başardı! Olamaz! Bu kadar yenilgiyi kaldıramam! Tekrar davrandım! Bu sefer de sofradan halıya atlayarak, cepheyi terk etti! Annem diyor ki ne var bunda canını sıkacak! Beni hiç anlamıyor! Bir zeytini yakalayamadığımı duyarsa, askerlerim ne der!? Ordu, kuvvetli bir komutanı olsun ister. Saatlerce bunun için üzüldüm. Daha fazla tatbikat yapmalıyım! Sonra zeytini bulup çıkardım. Elimle tutmaya çalışınca hemen geldi. O da çataldan korkmuş besbelli. Neyse. Bu benim başarısız olduğum gerçeğini değiştirmez. 

 

Yüzümü asmışken bir de şuna sıkıldı canım! Hep aynı hep aynı! Her saban sofrada aynı şeyler! Bıktım! Hele de her sabah süt iç diye tutturmuyor mu annem, iyice sıkılıyorum. Ben limonata istiyorum! Liii mooo naaa ta! Hiç komutanın emrine uyulmaz mı!? Anneme kaç kere söyledim! Ben komutanımm! Emrediyorum! Li m ona ta yaaap! 

Bir komutan ancak askerine emreder. Annesinden ise rica eder, dedi. Hımm. Tamam o zaman. Anneciğim, limonata yapar mısın? Tabii yavrum. 

Buzdolabından bir limon çıkardı. Küçücük bir şey! Bu benim damağımı ıslatmaz anneciğim, dedim. Küçücük! Böyle göründüğüne bakma yavrum, suludur, dedi. Hiçbir şey göründüğünden ibaret değildir. Dğru! Geçen gün kocaman bir portakal soymuştuk, içinde hiç su yoktu! 

 

İyi de o limon bana ne diye öyle bakıyor? Sana öyle geliyordur evladım, dedi annem. Hayır hayır, resmen bakıyor işte!      

Please reload

  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square