Güzel Bakan Güzel Görür

-Aman, dedi, ne bu yahu! Yandım bittim! Ter bastı! Bıktım şu güneşin kızgın bakmasından! Yağmur yağsa keşke! 

 

Arkadaşı onun bu halini seyrederken, düşündü:

 

-Güneş olmazsa olur mu hiç? Meyveler nasıl olgunlaşır, sular nasıl buharlaşır, üşüyenler nasıl ısınır? Bitkiler, hayvanlar, canlılar, cansızlar güneşe muhtaçken, bu da laf mıdır? 

Aradan biraz zaman geçmişti ki, bizimki yine sızlanmaya başladı:

 

-Aman, dedi, ne bu yahu! Yine ıslandım, çamurladım! Bıktım şu bulutların ikide bir yağmasından! Bana yağmur ne lazım?! Kar yağsa keşke!  

 

Arkadaşı, onun bu halini de seyretti, düşündü:  

-Yağmur yağmazsa olur mu hiç? Ağaçlar, çiçekler, yollar, o kocaman dağlar, başka türlü nasıl yıkanıp paklanır? Barajlar nasıl dolar? Toprak nasıl canlanır? Her mahluk yağmura muhtaçken, bu da laf mıdır?      

Birkaç hafta sonra, kış kendini hissettirmeye başladı. Hava soğudu, kar yağdı. Bizimki dışarı çıkar çıkmaz: 

 

-Aman, dedi, ne bu yahu! Dondum, dondum! Yollar kapanmış, yerler buzlanmış! 

Daha da söyleyecekti ya, o böyle, mutlu olmayı bilmeyen haliyle ukalaca konuşurken, ayağı kayıp, düştü. Öyle kötü düştü ki, hastaneye zor yetiştiler. Kolu ve bacağı alçıya alınınca:  

 

-Aman, dedi, ne bu yahu! Robot gibi oldum! Başım sanki çatlıyor! Etrafımda dönüp duran bu doktorlar da ne! İstemem! Götürün beni evime!  

İşte bunu duyunca, artık arkadaşı dayanamadı:  

 

-E yani pes doğrusu! Sen nasıl birisin böyle?! İnsan, başına gelenleri düşünür de ibret alır şöyle. Güneşi beğenmedin, yağmuru sevmedin, kara laf söyledin. Düştün kırdın her yerini, doktorlar iyileş diye tedavini yaptılar, kıymet bilmedin. Nereye baksan, suratın asılıyor! Halbuki çiçekler, taşlar, kuşlar, senin tebessümünü bekliyor. Bırak artık onlara böyle kabalıkla yaklaşmayı! Allah’ın bizim için yarattıklarına edeple, güzelce bak! Dilin şikayet için mi yaratıldı sanırsın? Gözlerin, böyle her gördüğünde bir kusur bul, diye mi yaratıldı? Kafanı çalıştırman için, başına daha feci bir kaza mı gelmesi lazım? Akıllan artık arkadaşım! 

 

Bizimki yüzünü asarak:  

-Aman, dedi, ne bu yahu! Arkadaş mısın, hoca mısın!? Zaten hastayım! Bir de sen gelip başımı şişirme!  Zaten bu yataktan şikayetçiyim! Hemşireler de sinirimi bozuyor! İlaçlar iğrenç! Kuşlara da gıcığım zaten! Hele şunların keyfine bir bak, ben sancıdan inlerken! Bencil şeyler! Sen de git arkadaşım! Anlamam ben, ne demekse o dediğin şeyler! 

 

Arkadaşı sustu. Düşündü: 

-Allah’ım, dedi.  Aklı olduğu halde, düşünememek ne acı. Sen bizi gözü gördüğü halde güzellikleri görememekten ve kulağı duyduğu halde güzel sözleri duyamamaktan koru. Dili döndüğü halde şükredememekten uzak et. Bize, nimetlerinin kadrini bilmeyi, eserlerine her baktığımızda, tebessümle seni düşünmeyi nasip et.  

&

Not: Bizimkine dua edin. Başı dertte ağrıları ile. Kolu bacağı alçıda; ama hala akıllanmadı. İnşallah bir gün o da güzel huylu biri olacak, dualarınız ile… 

Please reload

  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square