Arı ile Karınca

Karınca:

- İşte şurada bir bulgur tanesi gördüm! Demiş. Yanındaki ekmek kırıntısını da ben almalıyım, kaçırmamalıyım!  

 

O hep böyle çok çalışıyor ve bulduğu yiyecekleri sürekli biriktiriyormuş. Karnı doysa da gözü doymuyormuş.  Bir gün, yine böyle harıl harıl yiyecek toplarken, Arı ile karşılaşmış. 

Arı sormuş:

 

-Nasılsın, iyi misin Karınca? Görüyorum ki yine çok çalışıyorsun. Herhalde ihtiyacından fazlasını da muhtaçlara ikram ediyorsun. Ne kadar düşüncelisin. 

Karınca, kaşlarını çatıp Arı’yı terslemiş:  

 

-Sen neden bahsediyorsun Arı?! Dalga mı geçiyorsun?! Zaten toplayana kadar canım çıkıyor. Bir de millete mi dağıtacağım?! Hiç kimseye de veremem! İşleri ne, onlar da çalışıp kazansın!!

Arı cevap vermiş: 

 

-Fakat sevgili Karınca, bu topladıklarının hepsini yersen kilo alırsın, hastalanırsın. Hem onları saklamak da zor olur. Çok uğraşırsın. 

 

-Hadi canım, demiş Karınca. Ben onlara bakarken bile mutlu oluyorum. Benim canım bulgurların, güzel ekmek kırıntılarım, sizi çok seviyorummmm! 

 

-Fakat Karınca! Demiş Arı, sen hiç duymadın mı? Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve selem buyurdular ki: Her Allah’ın günü iki melek iner. Bunlardan birisi, “Allah’ım, malını verene yenisini ver, diye dua eder. Diğeri de Allah’ım, cimrilik edenin malını yok et, diye beddua

eder. (Buhari/ Zekat)”

 

Karınca, hadis-i şerifi duyunca, başını kaldırıp şöyle bir Arı’ya bakmış. Sonra, tekrar işine dönüp:

-Beni oyalama! Daha fazla yiyecek toplamam lazım, diye çıkışmış.  

 

-İkram etmenin tadını alsan böyle demezsin, demiş Arı. Meselâ ben, balımı hep ikram ederim. Böylece hem mutlu olur, hem de birçok insanı sevindiririm.  

-Yapılarımız farklı, git başımdan, demiş Karınca.

Arı:

 

-Allah cömerttir, cömertleri sever, diyecekmiş; ama Karınca onu dinlemeyip hızla uzaklaşmış. 

Birkaç gün sonra, şiddetli yağmurlar yağmaya başlamış. Öyle çok yağmış ki ortalığı sel almış. Üstelik Karınca’nın yuvası da sel sularına kapılıp dağılmış. Karınca, dağılan yiyeceklerini toplamaya çalışmış; fakat ne yazık ki hiçbirini kurtaramamış. Üzülmüş, kederlenmiş, ağlamış, dövünmüş…Ah emeklerim, vah yemeklerim, demiş, başka da bir şey diyememiş. 

 

Bu durumu haber alan Arı, Karınca’yı teselli etmek için yanına gelmiş:  

-Hay Allah, başına gelen musibete çok üzüldüm, demiş.  

Karınca, büyük bir pişmanlık içinde şunları söylemiş: 

-Belki seni dinlemiş, elimdeki nimetleri ihtiyacı olanlarla bölüşmüş olsaydım, bu sel de gelip beni bulmazdı. Cömertlik edip paylaşsaydım, belki de bu dert bana uğramazdı.  

Arı, arkadaşının bu hâlini görünce: 

 

-Böyle üzücü bir olaydan, böylesine güzel bir ders çıkarabilmen ne güzel. Haklısın, cömertlik musibetler karşısında koruyan bir kalkan gibidir. Hem üzülme artık. Sen çok çalışkansın. Yuvanı tekrar yapar, yine yiyecekler toplarsın. 

-Evet, demiş Karınca. Karar verdim. Bundan sonra, sadece çalışkan değil, cömert de olacağım. Sadece kendimi düşünerek bencillik yapmayacağım.  Böylece hem yuvamı hem de çevremdeki benden zayıf varlıkları korumuş olacağım.  

 

Please reload

  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square