Adam Olacak Çocuk

-Kocaman bir ev gibi… dedi. 

Bu sözün altından neler çıkacağını merak ederek, göz ucuyla baktı ablası.  

-Evet evet, kocaman bir ev gibi diye tekrarladı çocuk. Bunu söylerken iri gözleri bir noktaya bakıyor ve temelli açılıyordu. 

 

Abla, kardeşinin “pek derin bir filozof” edâsıyla bu tip sözler etmesine alışkındı.  

 Bizimki devam etti: 

-Ülke, aynı ev gibi. İçinde birçok insanın yaşadığı, bir ev… Evdekiler ne kadar iyi anlaşırsa, o kadar iyi olur ya, bir ülkenin vatandaşları da birbiriyle ne kadar iyi geçinirlerse, ülke o kadar iyi. Bir de komşular var tabii. Onlar ne kadar iyi anlaşırlarsa, mahalle o kadar huzurlu olur ya, ülkeler arasında da savaş ve kavga olmazsa, dünya o kadar huzurlu… 

 

-Nereye varmaya çalışıyorsun? Dedi ablası. 

-Demek ki herkesin, öncelikle üzerine düşeni çok iyi yapması gerekiyor, dedi çocuk. 

-Evet, mesela senin, kirli çoraplarını odanın ortasına değil, kirli çamaşır sepetine atman gerekiyor! Diyerek tebessümle taşladı abla. 

 

Bizimki, heyecanla doğruldu ve haykırdı:   

-Karar verdim! Ben komutan olacağım! Ablası: 

-Aman da benim küçük kardeşim komutan olacakmış, diyerek güldü ve devam etti: Bence sen komutan olmadan önce, ödevlerini vaktinde yapan bir öğrenci olmalısın! 

Bizimki: 

-Evet, dedi. İyi çalışmazsam okulumu bitiremem. Okulu bitirmezsem, komutan olamam. Komutan olmazsam, ülkemi koruyamam. 

 

-Hayır, sorumluluklarını bilen ve yerine getiren herkes, ülkesini korumuş olur, dedi ablası. Çanakkale’de savaşan askerlerin çoğu, okuma yazma bilmiyordu; fakat onlar, vatanlarını seviyor ve Allah rızasını kazanmak istiyorlardı. Bu sebeple, hiç düşünmeden cepheye gittiler, nice zorluklara katlanarak savaştılar ve vatanımızı korumak uğruna şehit oldular. Sokaklara atmadığın her çöple, israf etmediğin her defterle, boşa harcamadığın her damla suyla, çalıştığın her dersle, kıldığın her namazla ve ettiğin her duâyla, sen de vatanını korumuş olursun. 

 

-Ama ben komutan olmak ve savaşlar yönetmek istiyorum, dedi bizimki asker gibi dimdik durarak. 

-Vakti, gelince o da olur inşallah, dedi abla; fakat hayâl kurarken, yaşadığın ânı kaçırma! Büyük hayallerin var; ama henüz küçük bir çocuksun. Kurduğun hayâllere ulaşabilmen, bugünü nasıl geçirdiğine bağlı. 

-Nasıl yani!!? Dedi çocuk. 

 

-Öncelikle kalk. Gücünün yettiği ve yapman gereken işleri yap. Sonra, yarına yetiştirmen gereken ödevlerini bitir. Lâfla peynir gemisi yürütemezsin. Sorumluluklarını iyi bilmeli ve yerine getirmelisin. Kendini iyi yetiştirmeli, çalışkan ve güvenilir bir insan olmalısın.  Bu arada, ezanları duymazdan gelmeyip, namazlarını kılmalısın. Her namazın ardından duâ etmelisin. Allah’ın yardımı olmadan, en küçük bir işi bile başaramazsın. Küçük işleri başaramayanların, büyük işler yapması da mümkün olmaz. 

Ablası cümlesini bitirmemişti ki, bizimki yerinden fırladı. Nereye mi koştu? Banyoya. Okuldan gelince ayağından çıkarıp odanın ortasına bıraktığı kirli çoraplarını, çamaşır sepetine bırakmaya. 

Ablası sevinçle baktı ardından: 

-Bu çocuk adam olacak, dedi. Komutan da olacak. Çünkü işe kendinden başladı.   

 

  

  

 

 

Please reload

  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square