• Neslihan Nur TÜRK

Âşıkça - 6


Var mı âşığın mâşuktan şâkî olacağı yer? Var ise yıkılsın kalsın, öylesi hayırsız yer! Şikâyetten şikâyetçi, ol da kes sesini Nûr! Cilvesi bu, kavuştukça, daha da uzak durur! Sanırsın ki kalmamış da gayrı hiç eğlencesi, Vârını yakmakla şendir, gündüzü ve gecesi! Der ki hâl diliyle sanki, dön pervânem, yan da dur! Feryâdına yanmışım gel, yangınımda sön de dur! Sanki duyarsın, uzaktan, seslenir cân cân diye! Can diye verdiğim, der, hey, elbet bana yan diye! Huyum bu, bâkîyim, bâkî, aşkım ile yanmalar! Benzemez başka sızıya, boştur, geçer, sanmalar! Nûrunum, nûrunu görür, kamaşır da gözlerim Dellenmiş dalgalar gibi, taşa vurur sözlerim. Biçmekten yorgun düştükçe, lâf otudur çattığım! Halbuki hasat bu, ürün, tâ ezelden attığım! Dilceğizim şükürsüzce dursa da her ne kadar, Sana gizli yok, elbette, bilirsin ne, ne kadar. Derdim ne lâf, ne de zâhir, gerçi ayândır sana! Vuslat demlerinde yakan, hasretin derttir bana! Ey elinde elsiz, kolsuz, ayaksız bıraktığın! Denizin değilse nedir, içine daldırdığın? Şimdi çaresiz bir balık gibiyim neylersen et! Ki kıyıya vurmanı da bildim, ne büyük devlet! Âşıklık bir yüce dâvâ, Sen âşıksın, ben, mâşuk... Senlik benlik başa belâ, hem âşık Sen, hem mâşuk...

#şiirler

41 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Çağırdın da Gelmedim mi Sevgilim?

Geçti gülüm, geçti ömrün bahârı Sevdâ çekenin, gecedir nehârı. Aslında, ömrünün neresinde olduğunu kimseler bilmiyor. Giden her saat bahardan bir dem, biten her gün, ömrün geçen baharı... Dön gönlüne

Vakıf Emânettir!

Sandık ki bizimdir o nefesler ve o sesler. Baktık ki ne candır bize âit ne kafesler. Aslında ne candan ne de kafesten bahsedeceğiz. Zîrâ azıcık aklı olan herkes fark etti ki can, çıkacak; kafes de top

Hadi Bir Zengin Bulalım!

Aradığın dal sensin, boşluklara uzanma! Kendinsin aradığın, bir başkasıdır sanma! Babam elime iplik ve tığ verdiğinde üç yaşında bir çocuktum. Bana zincir çekmeyi öğretti ve her gün işe giderken ödev