• Neslihan Nur TÜRK

Patlak Mısırlar


Zamanın birinde, bir sepetin içinde, yüzlerce binlerce patlak mısır varmış. Bu mısırlardan bir tanesi demiş ki:

-Ya arkadaşım, burada böyle durmaktan canım sıkılıyor. Günlerdir yatıp duruyoruz. Hiçbir işe yaramıyoruz.

Öbürü demiş ki:

-Ben de senin gibi düşünüyorum. Burada öyle durduk kaldık. Hiçbir şey de yapmadık. Ne yiyen var, ne eline alan var. Biri eline almaya kalksa batıyoruz, ucumuz sivri. Biri yemeye kalksa dişini acıtıyoruz, çok sertiz çok.

Onlar böyle konuşurken, bir teyze gelmiş, elini sepete daldırmış. Tam bir avuç patlak mısırı almış, tencereye doldurmuş. O bir avuç mısırın içinde bizim iki arkadaş da varmış.

Sevinmişler. Yaşasın demişler. En sonunda can sıkıntımız geçecek. Fakat o da ne!!?? Teyze bunların üstüne tuz serpmiş. Biraz da yağ gezdirmiş. Sonra ocağı yakıvermiş. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, tencereyi de almış, ocağın üstüne oturtmuş.

Neye uğradığını şaşıran patlak mısırlar, bir de bakmışlar ki tencere ısınmaya başlıyor. Alttan doğru sıcak geldikçe, bizimkilerin benzi atmış. Bir o yana bir bu yana kaçışıp durmuşlar; fakat en sonunda sıcak, dayanılmaz bir hâl almış. O vakit bunlar başlamışlar sağa sola zıplamaya.

-Kaçalım kaçalım, demiş birisi.

-Nereye kaçacağız arkadaşım, tencerenin kapağını sıkı sıkı kapatmışlar, demiş ötekisi.

Yine de defalarca kaçıp kurtulmayı denemişler; fakat ne zaman uğraşsalar, kafalarını tavana vurmuşlar. Tencerenin kapağı öyle sıkı kapatılmış ki açıp kaçamamışlar. Pat küt pat küt ede ede, en sonunda yorgunluktan ve sıcaktan bayılıp kalmışlar.

Onların patır kütür sesleri durunca, teyze de ocağı kapatmış. Tencerenin kapağını açmış. Dışarıya bir buhar çıkmış ki sormayın. Bir de mis gibi koku yayılmış. Biraz hava alınca bizim patlak mısırlar uyanmış.

Birisi: Aaa, demiş. Sen de kimsin, burası neresi???

Öbürü de hayretle ona bakıp çıkışmış: Esas sen kimsin, nerden geldin, ne oluyor neler oluuyoooor???

Onlar böyle şaşkınlık içinde atışırken, teyze, “Bismillâhirrrahmânirrrahim” deyip almış içlerinden birini, bir güzel yemiş.

-Ohhh demiş, ne de lezzetli, ne de güzelmiş bu mısırlar. Oh oh şifa olsun, afiyet olsun.

İşte bizim mısırlar durumu o zaman anlamış. Meğer sıcağa dayandıkları için sivriliklerinden ve sertliklerinden kurtulup, bembeyaz leziz bir gıdaya dönüşmüşler. Meğer sıkıntılara katlanmayanlar güzelleşemiyorlarmış. Meğer acılara sabretmeyenler lezzetli olamıyor, hayata da lezzet katamıyorlarmış. Mısırlar o gün çözmüşler bu sırrı.

-İnşallah, demişler, bütün çocuklar da bu gerçeği anlar da zorluklar karşısında dayanıklı olurlar.

#içimdekiçocuk

0 görüntüleme