• Neslihan Nur TÜRK

Gerçek Kahramanlık


-Gözünü morartırım bak, diye bağırdı.

-Ben de senin bacaklarını kırarım, dedi diğeri!

-Kafamı bozma, saçını başını yolarım haaa, deyip hışımla yaklaştı bir başkası.

Küçük çocuk, bu atışmaları dikkatle dinliyor, her bir cümle, hayâlinde gerçek bir manzaraya dönüşüyordu. Mor gözler, kırılmış bacaklar, yolunmuş saçlar hayal etti. Bu hayali kurdukça, gözleri büyüdü.

Bu sırada köşedeki, dişlerini sıkarak:

-Zaten seni hiç gözüm tutmuyordu, en sonunda hocaya ispiyonladın beni! Dedi.

Bunu duyunca, gözlerini kocaman açarak, kendini savundu öbür çocuk:

-İftira atma! Sen önce kendine bak! Sen sadece boş konuşmayı bilirsin zaten! Dedi.

-Sen dur! Seninle çıkışta hesaplaşacağız, diyerek, kötü kötü baktı öbürü.

Ortalık karışmış, sesler birbirine dolaşmıştı. Bu tuhaf karmaşayı dikkatle seyretmekte olan küçük çocuk:

-Vay be, dedi, büyük olmak ne kadar heyecanlı!

O böyle ağabeylerine imrenedursun, tehditlerin yerini gerçek bir kavga aldı. Gerilen sinirler kontrolden çıktı, diller sustu, yumruklar konuşmaya başladı. Küçük çocuk, bir film seyreder gibi dikkatle ve heyecanla, olanları seyrediyordu. Hatta ara sıra kendini öyle kaptırıyordu ki, durduğu yerde yumruk sallıyordu.

-Ben de büyümek istiyorum, dedi. Ben de büyük ağabeyler gibi dövüşmek istiyorum. Pat pat!

Nöbetçi öğretmen müdahale etmese, her şey çok daha kötü olabilirdi. Neyse ki öğretmen yetişti ve çocukları birbirinden ayırıp, sınıflarına gönderdi. Onlar da homurdanarak ve yumruklarını sıkarak gittiler. Manzara iyi değildi: Kiminin burnu kanamış, kiminin dudağı yarılmış, kimininse gözü şişmişti.

Küçük çocuk:

-Erkek olmak böyle bir şey demek ki! Dedi. Büyüyüp erkek olacağım! Ben de beni kızdıranların gözünü morartacağım! Öğretmen gelip elimden alana kadar, bir sağa, bir sola! Pat pat!

O sırada anaokulu öğretmeni, büyük bir telaşla yanına yaklaştı:

-Demek buradasın, dedi. Her yerde seni aradım durdum. Çok endişelendim, kaybolduğunu zannettim, burada ne yapıyorsun böyle?! Gel hadi!

…Ve elinden tutup, bizimkini sınıfa götürdü.

Büyümeye pek hevesli olan küçük çocuk, sanki çok tatlı bir rüyadan uyandırılmış gibi üzüldü. Şimdi gidip, o uslu çocukların arasında resim yapacaktı. Halbuki bu hiç de ona göre değildi. Zaten o kendini hep daha büyük hissediyor ve hep, bugün okul bahçesinde gördüğü ağabeylerine imreniyordu. Erkek dediğin, böyle olmalıydı! Pat! Pat! İçinden bunları düşünürken, dışarıdan çok sakin göründü. Diğerleri gibi resim yaptı.

Ben bu sırada düşünüyordum:

Bu kavgacı ağabeyler, küçük çocuğa nasıl da yanlış örnek olduklarının farkında bile değiller! Bu çocuk yarın büyüyüp onlar gibi kavgacı olsa, bir kötülüğe sebep oldukları için, üstelik vebaldeler…

Hem, konuşarak anlaşmak varken, böyle kavgalar edip durmak saçma değil mi? Aranızdan biri, bu tip durumlara “dur” diyerek, gerçek bir kahraman olmak istemez mi?

#içimdekiçocuk

45 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Çağırdın da Gelmedim mi Sevgilim?

Geçti gülüm, geçti ömrün bahârı Sevdâ çekenin, gecedir nehârı. Aslında, ömrünün neresinde olduğunu kimseler bilmiyor. Giden her saat bahardan bir dem, biten her gün, ömrün geçen baharı... Dön gönlüne

Vakıf Emânettir!

Sandık ki bizimdir o nefesler ve o sesler. Baktık ki ne candır bize âit ne kafesler. Aslında ne candan ne de kafesten bahsedeceğiz. Zîrâ azıcık aklı olan herkes fark etti ki can, çıkacak; kafes de top

Hadi Bir Zengin Bulalım!

Aradığın dal sensin, boşluklara uzanma! Kendinsin aradığın, bir başkasıdır sanma! Babam elime iplik ve tığ verdiğinde üç yaşında bir çocuktum. Bana zincir çekmeyi öğretti ve her gün işe giderken ödev