• Neslihan Nur TÜRK

Âşıkça - 4


Hem şaşırmış hâlime, hem belli ki kızmışsın, Ne mutlu, şu canımı, nâra ısmarlamışsın... Dert değil, gönlünde gam edip, yandığın yeter! Canımı cehenneme lâyık görsen de cansın. Ya umurumda değil, deyip de bakmasaydın, Ya yok sayıp adımı, bir daha anmasaydın... Çok şükür, gözünde yaş olup, aktığım yeter! Canımı cehenneme lâyık görsen de cansın. Seven sevdiği kadar, katlanırmış cefâya, Sevenlerin gözünde, cefâlar, tüm sefâ ya... Sen yürü, yolunda taş bilip, bastığın yeter! Canımı cehenneme lâyık görsen de cansın. Gönül bu, neylese hep, Yârdan yana meyleder, Vurup başını yarsa, tebessümle seyreder... Nûr için, kadehte mey, deyip, içtiğin yeter! Canımı cehenneme lâyık görsen de cansın.

#şiirler

33 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Çağırdın da Gelmedim mi Sevgilim?

Geçti gülüm, geçti ömrün bahârı Sevdâ çekenin, gecedir nehârı. Aslında, ömrünün neresinde olduğunu kimseler bilmiyor. Giden her saat bahardan bir dem, biten her gün, ömrün geçen baharı... Dön gönlüne

Vakıf Emânettir!

Sandık ki bizimdir o nefesler ve o sesler. Baktık ki ne candır bize âit ne kafesler. Aslında ne candan ne de kafesten bahsedeceğiz. Zîrâ azıcık aklı olan herkes fark etti ki can, çıkacak; kafes de top

Hadi Bir Zengin Bulalım!

Aradığın dal sensin, boşluklara uzanma! Kendinsin aradığın, bir başkasıdır sanma! Babam elime iplik ve tığ verdiğinde üç yaşında bir çocuktum. Bana zincir çekmeyi öğretti ve her gün işe giderken ödev