• Neslihan Nur TÜRK

Âşıkça - 1


Gözlerime aşk sürmesi süreler, Güzelin yoluna canım sereler, Bende beni değil Yâri göreler, Yüzüm özüm sevdâ ile boyansın! Uykularım candan bezip uyansın! Allı güllü bahçede gül derenin, Diner mi ki acısı ellerinin, Bildim, şifâsı elemde sevenin, Diken batsa gül zanneder sarılır! Şaşar, acep eller, niye darılır! Gülümse ki gülsün bağların gülü, Gülümse de coşturuver bülbülü, Seni methetmezse neyleyim dili, Öyle dili ateşle dağlasınlar! Dağlasın da zerre ağlamasınlar! Gül dedimse gülme öyle herkese, Aldanıp da kanma her güzel sese, Sanırım ki varsam da son nefese, Gönlümde yaralı kuş olacaksın! Gayrısı ölecek, sen uçacaksın! Yetmedi mi söylenilen bunca söz, Sustur beni ey canımın cânı öz, Dilimin dili olamaz yaz ve güz, Dur durak tanımaz kış mıyım neyim!? Sus der isen, daha sözü neyleyim!? Hiç bilemem nasıl gelir dizeler, Deli gönlüm yâr ilinde gezeler, Nûr’u aşkın tülbendinde süzeler, Âh der ise saçlarından sürüyün! İsmini unutup gömün, yürüyün!

#şiirler

37 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Çağırdın da Gelmedim mi Sevgilim?

Geçti gülüm, geçti ömrün bahârı Sevdâ çekenin, gecedir nehârı. Aslında, ömrünün neresinde olduğunu kimseler bilmiyor. Giden her saat bahardan bir dem, biten her gün, ömrün geçen baharı... Dön gönlüne

Vakıf Emânettir!

Sandık ki bizimdir o nefesler ve o sesler. Baktık ki ne candır bize âit ne kafesler. Aslında ne candan ne de kafesten bahsedeceğiz. Zîrâ azıcık aklı olan herkes fark etti ki can, çıkacak; kafes de top

Hadi Bir Zengin Bulalım!

Aradığın dal sensin, boşluklara uzanma! Kendinsin aradığın, bir başkasıdır sanma! Babam elime iplik ve tığ verdiğinde üç yaşında bir çocuktum. Bana zincir çekmeyi öğretti ve her gün işe giderken ödev